|
Kategori: Belirtilmemiş
NEVERENDING STORY
“Ne istiyorsan onu yap!” yazıyordu, Fantazyanın sınırsız gücünü simgeleyen madalyonun üzerinde. Ancak bu sözün gerçekte neyi dile getirdiğini Bastian, uzun ve zahmetli bir arayıştan sonra keşfedecekti…”
** Bastian bakışlarını Bay Koreander’ ın az önce elinde tuttuğu, sonra da koltuğa bıraktığı kitaba dikmişti. Bir türlü gözlerini kaçıramıyordu ondan. Bu kitapta karşı konulmaz bir mıknatıs gücü vardı sanki. Koltuğa yaklaştı, yavaşça elini uzattı ve kitaba dokundu. İçinde bir şey “klik” etti. Sanki kapı kilitlenmişti. Bastian’a, kitaba dokunmakla dönüşü olmayan bir adım atıyormuş gibi geldi. Kitabı eline aldı, dört bir tarafından baktı; bakır rengine çalan ipek bezden yapılmıştı; sağa sola çevrildiğinde de parlıyordu. Şöyle bir sayfalarını karıştırdığında, yazıların iki ayrı renkte basılmış olduğunu gördü. İçinde resim falan yoktu; buna karşın bölüm başlıklarını oluşturan büyük harfler fevkalade güzel çizilmişti. Kitabı tekrar gözden geçirdiğinde, kapağında biri açık öbürü koyu renkte, birbirlerini kuyruklarından ısıran iki yılanın oval bir şekil oluşturduğunu fark etti. Bu ovalin içinde de kıvrık harflerle kitabın adı yazılıydı: “Hiç Bitmeyen Öykü”.
İnsan tutkuları bilmece gibidir; pek akıl sır erdiremezsiniz. Çocuklarda bu iş, yetişkinlerdekinden pek farklı sayılmaz. Tutkuya yakalanan bunun nedenini açıklayamaz, yakalanmayan ise zaten bunu anlayamaz. Bir dağın zirvesine ulaşmak pahasına hayatını tehlikeye atanlar çoktur. Bunu niye yaptıklarını kendileri de açıklayamaz. Bazısı, onun için kılını bile kıpırdatmayan birinin gönlünü kazanmak uğruna kendini kahreder. Kimisi de, damak tadına dayanamadığı için bu uğurda varını yoğunu vermekten geri kalmaz. Bazısı da kumarda kazanmak için malını mülkünü gözden çıkarır, ya da asla gerçekleşmeyecek sabit bir fikir uğruna varını yoğunu feda eder. Kimi insan, ancak bulunduğundan başka bir yerde olursa mutluluğa kavuşacağına inanır, bu nedenle de ömrü boyunca orası senin burası benim dolaşır durur. Bazısı da iktidar sahibi olamadan rahat edemez. Yani anlayacağınız, ne kadar değişik insan varsa, o kadar değişik tutku vardır.
Bastian Balthazar Bux’ un tutkusu ise kitaplardı. Bir öğleden sonra, alev alev yanan kulaklarınız ve darmadağınık saçlarınızla bir kitaba dalıp, okuyup okuyup da çevrenizi, acıktığınızı ya da üşüdüğünüzü fark etmeyecek kadar unutmamışsanız, Üzerinize tir tir titreyen anne ve babanız, ya da bakıcınız yarın erken kalkacağınız için artık uyku zamanının geldiğini söyleyerek ışığı kapattığında siz yorgan altında cep fenerinizin ışığıyla kitap okumaya devam etmemişseniz, Harika bir öykü sona erince, onca serüvene birlikte katıldığınız, canınızdan çok sevdiğiniz ve onlarsız hayatın boş ve anlamsız geçeceğine inandığınız kahramanlarınızdan ayrılmak zamanı geldiğinde hüngür hüngür ağlamamış, ya da gizliden gizliye acı gözyaşları dökmemişseniz, Yani tüm bunlar sizin başınızdan geçmemişse, o zaman Bastian’ ın şimdi yaptığı şeyi anlayamazsınız. Bastian gözlerini kitabın başlığına dikmişti. Kâh ter basıyor, kâh üşüyordu. Bunca zamandır düşlerine giren, tutkusuna kapıldığından bu yana ele geçirmeyi arzuladığı şey buydu işte; asla sonu gelmeyecek bir öykü! Kitapların kitabı! **
Genç ve hayalperest Bastian bu büyük ve süslü kitabı çalar, daha doğrusu geri getirmek şartıyla Bay Koreander’ ın kitapçı dükkanından alır ve “Hiç Bitmeyen Öykü” adlı bu garip isimli kitapta insanların unuttukları hayallerinden oluşan Fantazya ülkesinde geçen hikayeleri okur. Ama bu ülke, insanlar artık ona inanmadıkları için yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bastian kendisini bu Fantazya ülkesine adım adım götürecek olan kitabın sayfalarını çevirdikçe kitaptaki maceralara karışacak, bu kitap onu yarışan yılanlar, planör yarasalar, ejderhalar, uzun kulaklı elfler, bir çocuk imparatoriçe, cesur savaşçı Atreyu ve yürüyen bir kaya yiyenin olduğu parıltılı ve fantastik bir dünyaya sürükleyecektir. Bastian yalnızca kendi gücüyle Fantazya’ yı kurtaracaktır. Çünkü bütün bu maceralar Bastian’ ı olgunlaştıracak ve kendi hayatıyla da yüzleşerek sorunlarının üstesinden gelmesini sağlayacaktır. Evet, küçük Bastian bütün bunların olabileceğini hiç düşünmemiştir, ta ki Hiç Bitmeyen Öykü’ yü okuyana dek.
Hiç Bitmeyen Öykü benim için çocukluğumun çok özel birkaç kitabından birisi..Ne Yüzüklerin Efendisi ne de benzerlerine rastlayamadığım, Andersen masalları, Oscar Wilde öyküleri, Charles Dickens, Jules Verne romanları ve Küçük Prens, Peter Pan, Tom Sawyer gibi kahramanlarla büyüdüğüm yıllarda hayatıma giren bu fantastik ve masalsı Michael Ende romanı, o zamanlar fantastik edebiyat kavramını dahi bilmeyen benim gibi bir çocuk için, fantazyanın kendisi olmuştu. Hiç Bitmeyen Öykü’ ye Bastian gibi dalan ben de daha sonra defalarca bu dünyaya gidip geldim, tıpkı bu romanı başucu kitabı yapan ve daha sonra ondan kopamayan dünyadaki milyonlarca çocuk ve yetişkin gibi. Ayrıca Hiç Bitmeyen Öykü’ nün yanı sıra Momo ve Özgürlük Hapishanesi gibi müthiş başka kitapları da bulunan Michael Ende’ nin en bilinen, en çok ses getiren yapıtydı Hiç Bitmeyen Öykü. Tüm zamanların en iyi birkaç çocuk kitabından birisi olarak kabul edilen ve bir kült kitap sayılan Hiç Bitmeyen Öykü, fantastik ve ruhsal bir olgunlaşma, bir büyüme hikayesidir aslında. Büyük küçük her okuyanı bir anda kendine dahil edebilen bu masalsı büyüme hikayesi, dünya masallarındaki psikanalitik ögelerin çoğunun zorlanmadan ve açık şekilde kullanıldığı sayılı eserlerden biri olarak da kabul edilmiştir, öze doğru sürdürülen bu yolculukta savaş ve sığınmayla birlikte yolculuğun tamamlanmasıyla son halini alan ruhsal tamamlanış, kullanılan belirli öğelerdir. Bastian Balthasar Bux, farkında olmadan önce kendisini sonra da Fantazya’ yı kurtarır, Hiç Bitmeyen Öykü sayesinde.
Hiç Bitmeyen Öykü’ nün sunduğu Fantazya ülkesinin de bir fantastik çocuk romanında görmeye aşina olacağınız renk ve çeşitlilikte türlü türlü kahramanları var. Annesini kaybeden, babasıyla birlikte yaşayan ve kendisiyle alay eden çocuklarla dolu bir okulda okumak zorunda kalan onaltı yaşında, içine kapanık bir çocuk olan baş kahramanımız Bastian, aynı zamanda Hiç Bitmeyen Öykü’ yü okuyan romandaki tek gerçek insan ve üstelik hem kendisini, hem de Fantazya ülkesini kurtarabilecek tek kişidir. Atreyu, Fantazya ülkesindeki Bastian’ dır bir bakıma. Genç bir savaşçı olan Atreyu ve atı Atrax, ölmekte olan çocuk imparatoriçenin hastalığının ilacını bulmak için Fantazya ülkesine ulaşmak üzere yola çıktıklarında olmadık maceralarla karşılaşacaklar ve bu maceraların en zor olanlarını da, gerçek dünyada Hiç Bitmeyecek Öykü’yü okuyan Bastian’ ın yardımlarıyla aşacaklardır. Bastian bu yolculukta Ateyu’ nun maceralarını paylaştıkça, bu hiç bitmeyen öykünün kahramanları da Bastian’ ın macerasına ortak olacaklardır. Sevgiyle yönetiği Fantazya ülkesinin kurtulması için Atreyu’ yu ve bu hikayenin gerçek sahibi olan Bastian’ ı bekleyen, yardım gelmezse bu ülke gibi ölecek olan çocuk imparatoriçe, Bastian’ a insanlar hayal etmeyi bırakmazsa kimsenin Fantazyayı ele geçiremeyeceğini söyleyecek, Bastian Fantazyayı hayalgücünün vahşileşmesine izin vererek kurtaracaktır. Hep dağınık saçları ve enteresan aletiyle gezen büyük kulaklı küçük bir elf olan Gece Cini, kayalıklarda yaşayan ve buharlı bir silindiri andıran taştan bisikletiyle oradan oraya gezen Kayayiyici Pjörnrachzarck, ulaşım aracı olarak bir salyangozu kullanan silindir şapkalı Ückück ve onun salyangozu Wuschwusul ile Atreyu’ yu hüzün bataklığında boğulmaktan kurtaracak olan sevimli uçan ejder Fuchur da, Atreyu’ nun bu büyük yolculuğunun, Bastian’ ın hayatının öyküsünün ve tabii ki Hiç Bitmeyen Öykü’ nün diğer kahramanları.
The Neverending Story, 1984 ‘ de İlk filmi Das Boot’ un başarısıyla rotasını Hollywood’ a çeviren Alman Yönetmen Wofgang Petersen tarafından aktarıldı beyazperdeye. Yirmiyedi milyon dolarlık bütçesiyle çevrildiği dönemde Almanya’ dan çıkan en pahalı yapım olan The Neverending Story, bir Alman-Amerikan ortak prodüksiyonuydu. Yazar Michael Ende’ nin sayfalar üzerinde yarattığı Fantazya dünyası, beyazperde uyarlamasında Ul De Rico’ nun konsept tasarımıyla hayat buldu. Filmin seksenlerde çok moda olan elektronik altyapılı ve synthisizer temelli dikkat çekici müziği de, alanında Avrupalı bir usta olan Giorgio Moroder’ e aitti. Ayrıca filmin aynı adı taşıyan şarkısını söyleyen ve de bir seksenler balonu olan Limahl’ ın da bugün hatırlanan ender parçalarından biridir, aynı adlı bu film müziği şarkısı. The Neverending Story’ yi bugün Dvd de izlerken filme karşı insaflı olmak adına görsel anlamda tabii ki bir Lord of the Rings veya Harry Potter gibi günümüzdeki benzerleriyle karşılaştırmamak gerekiyor. Çünkü 1984’ de istisnalar dışında ne çok büyük bütçeli fantastik hikayeler anlatan büyük stüdyo projeleri revaçtaydı, ne Weta ve benzerleri ortalardaydı, ve ne de CGI veya bilgisayar ortamında müdahale şansı bugünkü kadar kusursuzca mümkündü. Fakat yine de Michael Ende’ nin Fantazyasını yaratırken başvurulan görsel efektleriyle film, bugün bile eleştirmenlerce “Özellikle zamanının ötesindeki efekt çalışmasıyla dikkat çekici” diye tanımlanmakta. Bu çevrim her ne kadar yaratıcısı Michael Ende’ den okey almadıysa da, günümüzde daha iyi bir The Neverending Story de yaratılamadı. Eleştirmenlerden genellikle iyi tepkiler alan The Neverending Story, Yirmiyedi milyondolarlık gişe başarısının katkısıyla, yönetmeni Wolfgang Petersen için de iyi bir Hollywood vizesi oldu.
** Bay Koreander’ ın kitapçı dükkanı önünde durduğunda cesaretini kaybeder gibi oldu. Üzerinde süslü yazıların bulunduğu camdan dükkanın içine baktı. Bay Koreander’ ın bir müşterisi vardı; o gidene kadar Bastian beklemeyi yeğledi. Dükkanın önünde bir aşağı bir yukarı gidip gelmeye başladı. Yine kar başlamıştı. Neyse, müşteri dükkandan çıktı. Şimdi! diye emretti Bastian kendine. Kararlı bir şekilde kapının koluna bastı. Loş odanın öbür ucundaki kitap duvarının arkasından bir öksürük sesi geldi. Bastian oraya doğru yaklaştı, sonra soluk bir yüzle ama kararlılık içinde Bay Koreander’ ın karşısına geçti, ilk karşılaşmalarında olduğu gibi yine derisi aşınmış koltuğunda oturmaktaydı Bay Koreander. Bastian ses çıkarmadı. Bay Koreander’ ın öfkeden kıpkırmızı kesilmiş bir yüzle üzerine atılıp “Hırsız! Soyguncu!” diye bağırmasını bekledi. Ama onun yerine ihtiyar adam eğri piposunu beceriksizce yakmaya çalışırken ufacık gülünç gözlüklerinin üzerinden yarı kısık gözlerle Bastian’ a baktı. Sonunda pipo yandı, Bay Koreander zar zor bir iki kez pafladıktan sonra: “Eee ne var? Gene ne arıyorsun burada?” diye homurdandı. “Ben” dedi Bastian kekeleyerek; “Sizden bir kitap çalmıştım. Onu size geri getirmek istiyordum ama olmadı. Kitabı kaybettim, daha doğrusu kitap ortada yok.” Bay Koreander paflamaktan vazgeçip piposunu ağzından çekti. “Nasıl bir kitap?” diye sordu. “Buraya son geldiğimde okumakta olduğunuz kitap. Onu ben alıp götürdüm. Siz telefon etmeye gitmiştiniz, kitap da koltuğun üzerinde duruyordu, ben aldım işte.” “Oldukça ilginç!” dedi Bay Koreander, “Hiç böyle bir kitabım olmadı. Öyleyse benden çalmış olamazsın. Belki başka bir yerden yürüttün?” “Kesinlikle hayır!” diye diretti Bastian. “Hatırlamanız gerek, o…” Önce duraksadı sonra söylemeye karar verdi: “…..büyülü bir kitap. Okurken Hiç Bitmeyen Öykü’nün içine ben de giriverdim, çıktığımdaysa kitap kaybolmuştu.” Bay Koreander gözlüklerinin üzerinden baktı: “Sen benimle alay mı ediyorsun ha?” Hayır diye cevapladı Bastian, telaşlanır gibi oldu. Kesinlikle alay etmiyorum. Söylediğim doğru. Siz de biliyor olmalısınız.” Bay Koreander bir süre düşündü, sonra kafasını iki yana salladı. “her şeyi bana anlat. Otur bakayım şuraya oğlum. Buyur, otur.” “Şimdi” dedi Bay Koreander, “Anlat Bakalım bütün bunlar ne demek oluyor? Ama her şeyi sırasıyla anlat ve de ağır ağır, lütfen.” Ve Bastian başladı anlatmaya. Babasına anlattığı gibi fazla ayrıntılara girmedi ama Bay Koreander git gide daha çok ilgi gösterdiği ve her şeyi tam olarak bilmek istediği için bu iş iki saatten fazla sürdü. Her nedense onca zaman içinde hiçbir müşteri tarafından rahatsız edilmediler. Bastian’ ın anlatıkları bitince Bay Koreander uzun süre piposunu tüttürüp durdu. Derin düşüncelere dalmış gibiydi. Sonunda kendi kendine bir şeyler mırıldandı, ufacık gözlüğünü düzeltti; Bastian’ a sınavdan geçirircesine bir süre baktıktan sonra şöyle dedi: “Kesin olan bir şey var; sen bu kitabı benden çalmadın. Çünkü o kitap ne bana, ne sana, ne de başkasına ait. Bana kalırsa o, Fantazya’ dan geldi. Kimbilir belki de şu anda başka biri onu eline almış okuyordur.” “Demek bana inanıyorsunuz?” diye sordu Bastian. “Elbette” diye cevap verdi bay Koreander. “Her aklı başında kişi sana inanırdı.” “Doğrusu” dedi Bastian, “böyle bir şey beklemiyordum.” “Öyle insan vardır ki, asla Fantazya’ ya gidemez.” Dedi Bay Koreander. “Bazısı gider ama hep orada kalır. Bir kısmıysa oraya gidip geri döner, senin gibi yani. İşte böyleleri her iki dünyayı esenliğe kavuşturur.” Bay Koreander başını öne eğerek düşünceli düşünceli piposunu tüttürdü. “Eee” dedi, “Fantazya’ dan bir arkadaşın olduğu için şanslısın sen. Tanrı bilir ya, herkesin böyle bir dostu olmaz.” “Bay Koreander,” diye sordu Bastian, “Ayçocuğu da tanımış olmalısınız?” “Evet, çocuk imparatoriçeyi de tanıyorum” dedi Bay Koreander. “Yalnız bu isim altında değil. Ben ona başka bir isim takmıştım ama şimdi boşver bunları.”“O zaman siz de biliyorsunuz!” diye haykırdı Bastian. “Yani Hiç Bitmeyen Öykü’ yü okudunuz!” Bay Koreander başını iki yana salladı: “Her gerçek öykü, bir bitmeyen öyküdür.” Bakışlarını tavana dek uzanan raflardaki kitaplarda gezdirdi, sonra piposunun ucuyla işaret ederek devam etti: “Fantazya’ ya açılan bir sürü kapı vardır oğlum. Ayrıca bir sürü de büyülü kitap. Ama çoğu kimse bunu fark etmez. Bu, böyle bir kitabın kimin eline geçeceğine bağlıdır.” “Yani Hiç Bitmeyen Öykü herkes için başka mı?” “Bence öyle” dedi Bay Koreander. “Ayrıca Fantazya’ ya gidip gelebilmek için sadece kitaplar değil, daha başka olanaklar da var. Bekle, görürsün.” “Öyle mi dersiniz?” diye sordu Bastian umutla. “Ama o zaman Ayçocuk’ la bir kez daha karşılaşmam gerek; oysa herkes onu ancak bir kere görebilir!” Bay Koreander öne doğru eğilerek sesini boğuklaştırdı: “Benim gibi yaşlı ve deneyimli bir Fantazya yolcusunun sözünü dinle oğlum! Fantazya’ da hiç kimsenin bilmediği bir sırdır bu. Biraz düşünürsen bunun neden böyle olduğunu anlarsın. Ayçocuğun yanına ikinci kez varamazsın bu doğru, O Ayçocuk olarak kaldığı sürece tabii. Ama yeni bir isim takabilirsen, onu tekrar görebilirsin. Ve bunu ne kadar sık yaparsan, her seferinde bunu ilk kez sadece sen yapmışsın gibi gelir sana.” Bay Koreander’ ın buldoğu andıran yüzü, onu genç ve neredeyse güzel gösterecek şekilde nur gibi parlıyordu. “Teşekkürler, Bay Koreander!” dedi Bastian. “Asıl ben sana teşekkür etmeliyim oğlum.” Diye cevap verdi Bay Kopreander. “Arada bir buraya bana uğrarsan iyi olur, biraz laflarız. İnsanın böyle şeyleri konuşabileceği çok kimsesi olmuyor.” Elini Bastian’ a uzattı: “Anlaştık mı?” “Çok sevinirim!” dedi Bastian. “Şimdi gitmem gerek. Babam bekliyor, ama yakında gelirim.” Bay Koreander onu kapıya kadar uğurladı. Kapıya geldiklerinde Bastian, cam üzerindeki ters harflerin arasından karşı kaldırımda kendisini beklemekte olan babasını gördü. Babasının yüzü sanki bir ışıltıydı. Bastian kapıyı, üzüm salkımı biçimindeki pirinç zilleri delice çıngırdatacak hızla çekti ve karşı kaldırımdaki o ışıltıya koştu. Bay Koreander kapıyı usulce kaparken babayla oğulun arkalarından baktı. “Bastian Balthasar Bux.” diye homurdandı. “Bana kalırsa bize hayat suyu getirsin diye birine şu Fantazya’ nın yolunu göstereceksin sen.” Bay Koreander yanılmıyordu. Ama bu başka bir öykü, sırası gelince anlatırız...**
** … ** : Bitmeyecek Öykü I Michael Ende. Çeviri: Saffet Günersel, Kabalcı Yayınevi, İlgençlik dizisi, 1993.
http://www.imdb.com/title/tt0088323/
http://www.youtube.com/watch?v=2ZCBm6C5CUk
http://www.youtube.com/watch?v=xqqznGmAQAI
http://www.youtube.com/watch?v=5utC5fvY-Zs&mode=related&search=
http://www.youtube.com/watch?v=3khTntOxX-k&mode=related&search=
20:27 - 27/4/2007 -
|
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
. http://www.dvdhaber.com/forum/index.php?PHPSESSID=12c9872a090f4e3cb177997b9d08d550& http://forum.dvdarti.com/index.php http://www.loc.gov/film/studios.html http://www.palmpictures.com/ http://www.aefilm.com/ http://www.criterionco.com/asp/index.asp http://www.artificial-eye.com/home.html http://www.dvdbeaver.com/film/compare.htm http://www.filmmovement.com/ http://jclarkmedia.com/film/index.html http://www.imdb.com/indie/ http://www.amazon.com/Art-House-International-DVD/b/ref=amb_link_844112_22/105-3447308-7935622?ie=UTF8&node=163313 http://www.eyecinema.ie/cinemas/arthouse.asp?SessionID=F06FB4821F154085969D45E18E327204&cn=1&ci=2&ln=1 http://www.indiefilmpage.com/under.html http://www2.sundance.org/ http://www.ifistanbul.com/2006/index.php http://www.iksv.org/filmekimi/ http://www.iksv.org/film/ http://rogerebert.suntimes.com/apps/pbcs.dll/frontpage http://www.bfi.org.uk/sightandsound/ http://www.altyazi.net/ocak07/index.html http://www.siyad.org/ http://www.sinemadefteri.com/ http://tr.wikipedia.org/wiki/Portal:Sinema http://www.busk.boun.edu.tr/index.htm http://www.beyoglusinemasi.com.tr/ http://www.bang-olufsen.com/page.asp http://www.harmankardon.com/ http://www.denon.com/ http://www.marantz.com/ http://global.bose.com/index.html http://www.cnbce.com/default2.asp http://www.businesschannel.tv/ http://www.istanbulmodern.org/tr/f_index.html http://hayatbayat.blogspot.com/ http://burtonesk.sosyomat.com/
Kategoriler
Son Yazılar
- KES
- NEVERENDING STORY
- MONSOON WEDDING
|