|
Kategori: Belirtilmemiş
KES
“ Onu iki hafta süreyle günde üç kez besleyeceğim. Eldivenli elinizde bir parça eti başparmağınız ile işaret parmağınız arasında tutarak doğana uzatırsanız, olasılıkla eğilip gagasıyla eti kapacaktır. Doğan uysallaştırılamaz. Ona hizmet edersin, hiç kimse umurunda değildir. Buna aldırmaz. Onu muhteşem yapan da, bu…”
Bir film olmaktan çok küçük bir çocuğun, Billy Casper’ ın günlüğü, Kes. Bu günlüğün sayfalarını çevirmeye başladığımızda Billy’ nin çıkmazlar içindeki hayatına da konuk oluyoruz. Hayatı da, ailesi gibi fakir Billy’ nin. Gündüzleri bir sanayi bölgesindeki madende işçi olarak çalışmak dışında yaşama konuk locasından bakan vurdumduymaz, kendisini anlamaktan ve acıma duygusundan çok uzakta seyreden bir ağabeye ve orta karar bir anneye sahip olan Billy’nin talihi, okul hayatı ve sosyal ilişkilerde de değişmez. Çalıştığı dükkanda kendisine hep küçük bir hırsız gözüyle bakılırken, okulda da hem öğretmenleri hem de arkadaşları arasında türlü-çeşit alay konusudur Billy. Bu Ken Loach filminde Billy, Charles Dickens’ ın romanından çıkıp gelen bir nevi Oliver Twist’ tir sanki.
İşte böylesine sorunlu bir aile ortamı ve sosyal çevrede büyümek zorunda kalan bu küçük çocuk bir gün gezerken, civardaki kırsalda bir kuş yuvası görür. Daha önce de pek çok hayvan eğitmiştir, bu yüzden bu kuş yuvası onu daha da cezbeder. Billy’ nin hiç gerçek arkadaşı yoktur. Yuvada henüz yavru bir kerkenez bulan Billy’ nin bu yeni arkadaşı zamanla onun için bir tutku olacak, onu eğittikçe, onunla birlikte oldukça kuşun ifade ettiği özgürlük duygusu, yaşamında zaten iyi bir şeyin olmadığı Billy’ nin de hayatının tutkusu olacaktır. Bu yavru kerkenez özgürlüğün, gücün kendisi olurken, Billy için de acımasız ve önyargılı topluma, kuralcı ve otoriter eğitim sistemine karşı sessiz ve anlamlı bir başkaldırış olacaktır.
Genelde kapalı ve boğucu havası, ateş kırmızısı tuğla duvarlı işçi evleri, kasvetli sanayi bölgesi gibi filmin görsel yapısını oluşturan dönemin İngiliz sosyal hayatı ve umutsuz kasaba dokusuna dair görüntülerle inandırıcılığı daha da artan Billy’ nin hikayesinin beyazperdedeki zirve anları, hiç kuşkusuz Billy’ nin kerkenezi eğittiği zamanlara ait olan sahneler. Billy ve kerkenez arasındaki diyaloglar ile kerkenezin havada özgürce uçtuğu anlar dışında, İngiliz eğitim sisteminin insancıllıktan yoksul katı ve kuralcı otoriter yanı da, bu Ken Loach filminde gereken eleştiriyi tam da olması gerektiği gibi alıyor.
"Her zamanki tarzına bağlı kalarak, senaryoyu bize parça parça, sürprizlerini kendine saklayarak ve ancak o anki rolümüz için gerekli kısmını vererek dağıtıyordu. Onun beklediği oyunculuk tarzı, her ayrıntıda “gerçek hayat” taki gibi oynamamızdı. Bir sözleşmemiz vardı, kaç gün çalışacağımızı aşağı yukarı biliyorduk. ama ben başıma neler geleceğini bilmiyorum. Ölecek miyim, yoksa siperleri bırakıp buradan çekip gidecek miyim, haberim yok. Mirambel’de büyük bir çarpışma yaşadık, hepimiz içimizden birilerinin öleceğini biliyorduk çünkü savaştaydık ve etrafımızda silahlar atılıyor, bombalar patlıyordu. ve herkes çok korkuyordu, öleceğim diye. Çünkü kimse ölmek istemiyordu. ölmek demek, filmden ayrılmak demekti. Ken Loach bizi öyle bir etkiyle sarıp sarmalamıştı, hepimizde öyle bir yoldaşlık bağı yaratmıştı, ki, kimse "filmden ayrılmak istemiyorum" demiyordu. "Ölmek istemiyorum!" du herkesin ağzındaki söz." “Ken Loach filmleri; hangi taraftasınız” isimli Anthony Hayward imzalı kitaptan,Land and freedom’ ın oyuncularından biri olan Iciar Bollain’ e ait bu alıntı Ken Loach’ ın genel tavrı ve sinemasını özetliyor aslında.
“14 yaşındaydım, İngiltere’ nin kuzeyinde yaşayan bir işçi çocuğu olarak sistemin bana sunduğu çok fazla seçenek yoktu. Benim kerkenezim Ken Loach oldu.” Bu sözler de, Kes’ in başrol oyuncusu David Bradley, yani Billy’ ye ait. David Bradley bir maden işçisinin oğluydu ve hiçbir oyunculuk deneyimi yoktu. Bradley’ in küçük Billy’ yi beyazperdede böylesi inanılır kılabilmesinin en büyük nedeni, kendisinin de aynı zor hayat şartları içinden geliyor oluşuydu belki de.
Ken Loach’ un kariyerinin başında bir televizyon dizisinin bir bölümü olmak üzere henüz dört televizyon filminden sonra 1969’ da Barry Hines’ ın “ A kestrel for a knave” isimli romanından, senaryosu İngiliz film yapımcılarından oluşan politik ağırlıklı bir grup tarafından yaratılan ve Loach tarafından yönetilen Kes, gösterime girdiği dönemde İngiliz Yazarlar Birliği, Karlovy Vary film festivali ve Bafta ödüllerinden de çeşitli dallarda adaylık, en iyi film, en iyi senaryo, en iyi yönetmen, yardımcı aktör ve ümit vadeden genç aktör dallarında da ödüllerle döndü.
Boğucu kasaba atmosferinde takılıp kalmış, rotasını çizemediği için çıkış yolunu bir türlü bulamayan, her anlamda fakir yaşamındaki ümitsizce kayboluşa ve ilgisizliğe direnirken bu direnişteki en büyük umudu binbir emek vererek büyüttüğü yavru bir kuş olan küçük Billy’ nin naif ve duyarlı hikayesinin aynı duyarlılıkla anlatıldığı küçük bütçeli bir bağımsız olan Kes, “ Kayıtsız şartsız özgürlük “ düşüncesini filmlerinin de, bir sanatçı olarak yaşama bakışının da temeline oturtan İngiliz yönetmen ve saygı duyulası “sanatçı” Ken Loach’ ın hem ilk sinema filmi hem de günümüz İngiliz sinemasının da medar-ı iftiharlarından birisi, aynı zamanda.
http://www.imdb.com/title/tt0064541/
http://www.youtube.com/watch?v=OzAGLlfarEg
http://www.youtube.com/watch?v=oc0JAqiQWzg
http://www.youtube.com/watch?v=UJ18XO20n5g
http://www.youtube.com/watch?v=QC-xZnnPhN8
http://www.youtube.com/watch?v=TUHDpFOih0I
- 2/5/2007 - {1} -
|